Header Ads

Emniyet güçleri eğer isteselerdi, köprüdeki askerleri etkisiz hale getiremezler miydi? Köprüde sivilleri askerler mi vurdu? [video] Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, 15 temmuz darbesi, darbe tiyatrosu, darbe, ci, mossad, akp'nin gerçek yüzü, ışid, el-nusra, bop projesi, içimizdeki israil,



Bakın ne kadar net...

'Polis var orada, Özel Harekat... Onlar niye vurmuyorki?'

"Polisss! Ver silahı, siz sıkmıyorsanız biz sıkalım"


➥ Kalabalık slogan atarak, KANDIRILMIŞ ve emir aldıkları için köprüde mevzilenmiş BİR AVUÇ tecrübesiz askerin ve askeri öğrencinin üzerine yürüyor.

➥ Kalabalığın arasında görüntüyü çeken kişi ya da yanındaki kişi "Şimdi buraya çok özel, seçme askerleri koymuşlardır.' diyor ama o da kandırıldığından ve AKPKK suç, terör ve ihanet örgütünün asker ile polisi, asker ile sivili karşı karşıya getiren haince oyunlarından habersiz.

➥ Kalabalık yürürken, durmaksızın ateş ediliyor. Bunlar askerlerin üzerine yürüyen ilk kalabalık kitle olduğu halde, sürekli atış yapıldığı halde HİÇ KİMSE VURULMUYOR ve bu nedenle hiç kimse durmuyor, dağılmıyor, paniklemiyor.

➥ Askerlere iyice yaklaştıkları anda bu defa vurulanlar oluyor ve ön saftakiler kaçışıyor. İlk panik atlatılınca görülüyor ki, vurulanlar sadece 3-4 kişi ve hepsi de belden aşağıdan vurulmuş. Zaten bunlardan birinin kendi başına sekerek uzaklaştığı da görülüyor.

➥ Bu arada kalabalığın önünde çelik yelekli ve otomatik silahlı polislerin olduğu görülüyor. Her nedense, askerler için asıl tehdit bunlar iken, kimse bu otomatik silahlı ve çelik yelekli polisleri vurmuyor.

➥ Dikkat çekici bir şekilde polis de askerlere sıkmıyor. 'Çaresiz kalıyor, sıkamıyor" değil, ''Sıkıyor ama asker mevzi almış, isabet edemiyor'' değil, hiç sıkmıyor. Ateş etmiyor. Nihayet kalabalıktan birileri buna isyan ediyor "Polisss! Ver silahı, siz sıkmıyorsanız biz sıkalım" şeklinde bağırıyor. Az sonraları bir başkası, arkadaşına 'Polis var orada, Özel Harekat... Onlar niye vurmuyor ki?' diyor. Muhatabı karşılık veremiyor.

➥ Köprünün tek yönden trafiğe kapatılması, askeri öğrencilerin kandırılarak oraya getirilmesi, daha köprüye bağlanan ana yolların bağlantı noktalarında hiçbir askeri tedbir alınmaması, gerçek bir hava desteğinin sağlanmaması, ordumuzun 'Toplumsal olaylara müdahale' birimleri olduğu ve yüksek eğitimli oldukları ve ellerinde her imkan bolca bulunduğu halde, sivillere karşı yoğun şekilde gaz bombalarının kullanılmaması, koca ordudan 8 bin askerin sözde darbeye kalkışması, bunların yedi bin küsurunun kandırılmış olduğunun ispat edilmesi diye sayarsak, yüzlerce husus izah edilemiyor ama yine kesin bir gerçek var ki kandırılarak köprüye getirilen askeri gücü, küçük bir özel harekat polis grubu, dakikalar içinde ezip geçebilir. Hatta kalabalığın önündeki polisler, sivillere ateş edildiğini de gördükten sonra, karşı atışa başlasalar, yoğun ateş altına alsalar ve kalabalık da o heyecanla devam etse, o köprü yine dakikalar içinde açılır.

➥ Bu aşamalardan sonra ölenlerin sayısı artıyor ama onları da kandırılmış ve sözde darbeci askerler vurmuyor. Köprünün ayağının tepesine çıkmış bir keskin nişancı (AKPKK+IŞİD+El Nusra+MİT+CIA+MOSSAD ittifakının kadrolu teröristlerinden biri ya da MİT'in hain bir kanadının adamlarından biri olduğu ve SADAT'a bağlı piçlerden olduğu değerlendiriliyor) tam isabetle, ölümcül yerlerden isabet alarak sivillere kıyıyor. Hatta CIA casusu olduğu türlü türlü ispat edilmiş olan Tayyip Erdoğan'ın 'Yol arkadaşım' dediği ve yolsuzlukları ile ünlü Erol Olçak ve oğlu Abdullah Olçak'ı bile bu keskin nişancı vuruyor.




➥ Yetmiyor, köprünün açık bırakılan diğer istikametinden gelen siyah transit araçlar ve mini cooper araçlar içinden yine AKPKK suç, terör ve ihanet örgütünün teröristlerinden olan keskin nişancı birileri sivilleri öldürüp, tansiyonu kasten yükseltiyor ve köprüde kalabalığa av olsunlar diye getirilmiş askerleri parça parça etmeleri, orada o an, bütün Türkiye'yi ayağa kaldıracak ve sokağa dökecek görüntülerin oluşması, hatta birkaç sene boyunca yüz binlerce müslüman devletten tasfiye edilse, on binlerce suçsuz günahsız oldukları halde ceza evlerine tıkılsa, hukukun ırzına geçilse, referandum sonuçları hile ile değiştirilse, geçmeyen ve milletin onaylamadığı Başkanlık geçmiş numarası oynansa, mantıksız ve izahı mümkün olmayan şekilde Mehmetçik BOP'a asker yapılsa, IŞİD'in en büyük destekçisi Katar'a gönderilse, devletin elinde kalan son kâr eden işletmeler Katar'dan alınan üç kuruş borç karşılığında ipotek edilse, on binlerce site erişime engellense, televizyonlar, gazeteler kapansa, Tayyip'in ve etrafının terör ve kaçakçılık suçları somut delilleri ile gözler önüne serilse, yine de halkın ses etmeyeceği kadar bir tansiyon, bir heyecan, bir akım, bir süreç oluşsun isteniyor.

➥ Uzun saatler boyunca, ellerinden gelebilecek çok şeyi yapmayan Emniyet birimleri, işlerine geldiği bir anda, polis özel harekat bünyesindeki bir keskin nişancı ile, köprünün ayağındaki keskin nişancıyı öldürüyor. Yine de askerlerin başındaki komutanları da bu gibi keskin nişancılar ile vurmak istemiyorlar. Hatta madem o askerler ve öğrenciler darbeci ve madem sivillere de ateş etmişler, onları da vurmak caiz olur ama orada toplanan kalabalık isyan ettiği halde vurmuyorlar. Çünkü film biter. Tiyatro sahnesi çöker. Altında, Başkanlık gerçekleşmezse, siyasi hayatı devam etmezse, vatana ihanet dahil binlerce ayrı suçlama ile yargılanacak Tayyip, ailesi, yakınları ve etrafından iş adamları, CIA casusu danışmanları v.s. herkes kalır.

➥ Bu da yetmiyor, ilerleyen saatlerde canlı yayınlarda herkes ağız birliği ile yerdeki ve köprü ayağındaki keskin nişancıları anlatmaya başlayınca, darbe tiyatrosu sarpa saracak oluyor ve bu gidişe mani olmak, -talimatlı mı, gönül rızası ile mi bilinmiyor- İstanbul Emniyet müdürüne kalıyor. Çıkıp "Keskin nişancı yoktu. Bu bir şehir efsanesi" diyor. Şimdi bile açıp Youtube'daki videoları izleyenler, gözleri ile görüyor. Bu keskin nişancıyı vurunca sivil ölümü duruyor. Bunu vuran polisi gören çok sayıda şahit de bulunuyor.

Bir senedir bunları ve daha yüzlerce açıklanamayan yönünü ispatları ile anlattığımız halde, zaten AKPKK'nin bir parti değil, CIA üretimi bir suç, terör ve ihanet örgütü olduğunu yıllardır somut yüzlerce delille ispat ettiğimiz halde, bin türlü vurgunun, peşkeşin, yalanın, üçkağıdın, tuzağın, zulmün, haksızlığın, ihanetin saymakla bitmez delilleri yıllardır meydanda olduğu halde, hala birileri, bir de vatan, din, devlet, ümmet, hak, adalet, namus, şahsiyet edebiyatı yaparak bu gün bile bu oyuna alet oluyorsa, biz müslümanların söyleyecek çok sözü yok:

➥ Allah bu münafıklara müstahak olduklarını tez vakitte versin.



DİKKAT! Bizi, Facebook ve benzeri sansürcü Amerikan/Siyonist sosyal ağlarından sağlıklı şekilde takip etmeniz mümkün değil. Telegram yazılımı kurarak, oradaki Akademi Dergisi grubumuza takipçi olmanız, en doğru davranış olur. Telegram Akademi kanalının adresi: www.t.me/AkademiDergisi
Blogger tarafından desteklenmektedir.