Header Ads

Doğu Türkistan yalanları deşifre oldu. AKP'nin ve Siyonistlerin oyunları bozuldu. İşte Çin'e ya da Doğu Türkistan'a dair gerçekler!


doğu türkistan, IŞİD, akp'nin gerçek yüzü, çin, Katliamlar, soy kırımlar - katliamlar, uygur türkleri, uygur özerk bölgesi, islamcılık, büyük israil projesi, Armagedon, melhame-i kübra,

BU YAYIN ÇOK GENİŞ İÇERİKLİDİR. LÜTFEN EN SONUNA KADAR BİR BÜTÜN HALİNDE İNCELEYİN!




ALDANMAYIN!

Doğu Türkistan için estirilen rüzgarlara kapılmayın!



Çünkü;



- "Doğu Türkistan'daki Çin zulmü" diye paylaşılan haberlerin tamamına yakını gerçek dışı. Görsellerin tamamına yakını Doğu Türkistan ile alakalı bile değil. Başka bölgelerdeki kazalara, terör olaylarına, katliamlara ait.



- Doğu Türkistan'da zulüm olmadığını iddia etmiyoruz. Aksine olarak, onlarca yıldır bitmek bilmeyen zulümlerin var olduğunu ve dünyanın ilgisiz olduğunu söylüyoruz. Ama dünya tam bir 3. dünya savaşı havasında iken, batı alemi batıyor ve Çin ile Rusya iyice devleşiyor iken, Rusya'nın nükleer füzeleri Avrupa'nın her noktasını vuracak şekilde yerleştirilmiş iken, Çin ve Rusya'ya karşı uygulanan ekonomik taktikler başarısız kalıyor iken, askeri restleşmelerde Çin ve Rusya batılıları şamar oğlanına çevirmiş iken, Ukrayna ve Suriye'de de Çin ve Rusya kazanıp batı bir bataklığa batmış iken, Çin'i içeriden karıştırmak için Doğu Türkistan yarasını batılıların ve Siyonistlerin ve batı müttefiki Japonya'nın kaşıdığını iddia ediyoruz. En az Çinliler kadar sömürgeci bir zihniyete sahip olan ve 2. dünya savaşında Çin'i de işgal edip akıl almaz katliamlar yapan, o gün bu gün de ABD'nin ayrılmaz müttefiki olan Japonların Doğu Türkistan için yaptıkları eylemin zamanlaması çok manidar değil mi?



Bir aratın nette Çin ile Japonya'nın son dönemdeki askeri restleşmelerini. Bu restleşmeler de Doğu Türkistan için miydi? Yok birbirlerinden farkları... Ya da 2. dünya savaşı sırasında Japonya'ya iki atom bombası atıp dakikalar içinde üç yüz küsur bin sivili, kadını, bebeği, ihtiyarı, çocuğu katleden ABD mi, Vietnam'da iki milyon sivili, en son Irak'ta bir buçuk milyon sivili katleden ABD mi şimdi Suriye'de Esad'ın sözde katliamlarına ve Doğu Türkistan'daki zulümlere mani olacak? Buna bir ahmak bile inanabilir mi?



Bir iki ay evvel Putin "Halkları özgürleştireceğiz ve demokrasi getireceğiz iddiası ile her yere askeri müdahale yapmak hukuka uygun değil ve samimi söylemler de değil" demedi mi?



Bu tür oyunlara aldanmak ne oradaki Müslümanlara, ne de Türkiye'deki müslümanlara ne de dünyaya fayda sağlamayacaktır diyoruz. Böyle bir halde, Rus ve Çin'in haklarını teslim etmenin Rus ve Çin yanlısı olmak anlamına gelmediğini söylüyoruz.



- Çin ve Rusya'nın ehli sünnet müslümanlara tolerans hatta yer yer destek gösterdiğini iddia ediyoruz. Bunu ispat da edebiliyoruz. Teröre varan ve Siyonistlerin bir pususu olan Selefi-Vehhabi-el Kaide-IŞİD akımına karşı Çin'in de Rusya'nın da, her devletin de kendini koruma hakkı olduğunu kabul ediyoruz.



Soruyoruz: 2005'ten beri ABD'de yaşayan Doğu Türkistan Uygur Türkleri'nin göstermelik lideri Rabia Kadir, samimi duygularla mı hareket ediyor? Rabia Kadir Amerika'ya zarureten mi sığınmış durumda? Yoksa arada başka bağlantılar var mı? Bu kadın, el Kaideci, selefi, vehhabi anlayışında mı?



- Çin ve Rusya'nın başını çektiği Şangay Birliği'ne karşı askeri üstünlük kuramayan, ekonomik yaptırımlar deneyen ama başarılı olamayan, geçen her gün aleyhlerine olan Batı-İsrail-Siyonizm cephesinin sözde renkli devrimler, sözde halkların diktatörlükten kurtulması ve sözde demokrasi gelmesi iddiaları ile dünyanın dört bir tarafını yeniden sömürgeleri haline getirip batışlarına mani olmaya çalıştıklarını iddia ediyoruz. ABD, İspanya, Fransa başta olmak üzere pek çok batılı devlet çoktan iflas etmiş durumda ama renk vermemeye çalışıyorlar. Sanki batan sadece Yunanistan imiş gibi bir görüntü sunuluyor medya organlarında. ABD'nin hiçbir zaman ödeyemeyeceği kadar çok iç ve dış borcu var. 45 milyon ABD'li evsiz ve aş evlerinden beslenmeseler ölüp gidecekler.


ABD'de daha çok zencilerin yaşadığı eyaleti sel ve kasırga vurdu yıktı diye ABD bu eyalete yardım bile göndermedi. Gönderemedi. Çünkü nereden para kısacaklarını şaşırmış haldelerdi. İnsanlar hastahanedeki yaralıları yediler. Sadece küçük puntolarla haber yapılabildi böylesine sarsıcı bir gerçek. ABD'nin çeşitli ülkelerdeki askeri harcamaları korkunç boyutta ve bu harcamalar, hazinede altın cinsinden karşılığı olmayan ve bizzat ABD'nin kendi bastığı paralar ile karşılanmaya çalışılıyor. Bu karşılıksız paralar ABD'ye geri döndükçe kriz katlanarak artıyor. Durumu kurtarmak neticeye ulaştırmıyor. NASA parasızlıktan 1960 model ve çıkma Rus roket motorları kullanmak zorunda kalıyor. Dünyanın dört bir tarafından kaçırdıkları insanların organlarını dünyanın dört bir yanına pazarlayarak, uyuşturucudan, fuhuştan ve her türlü kara paradan gelir elde ederek ekonomilerini ayakta tutmaya çalışıyorlar. Alman aileler İsveç'e temizlik işçileri olarak gidiyorlar. Batılı pek çok dev firma aslında çoktan iflas etmiş durumda ama devletlerinin desteği ile ayakta kalmaya çalışıyorlar. Boeing gibi bir dev aslında batalı on yıl oldu. Ne yapsalar, batışa mani olamıyorlar. Tek çareleri yeniden doğuyu sömürmek ve müstemleke-sömürge yapmak.

Hadis-i Şerifte buyruldu ki: "Müslüman zekidir. Uyanıktır."

Bırakalım batı ile doğu birbirini yesin, aradan biz çıkalım...



ÇİN'den Türkiyeli bir Türk bildiriyor: Bütün haberler ve görseller YALAN!

















***



****




ÇİN'DE NE VAR? NELER OLUYOR?

Resmi devlet kurumlarında ve devlet okullarında, namaz, oruç ve baş örtüsü gibi yasaklar var. Ama bu tarz yasaklar hala bizim ülkemizde bile var. Yeni yeni serbestlik geliyor. Biraz daha da zaman alacak... Ayrıca an itibari ile bu yasaklar kısmen Fransa'da bile var. Pek çok ülkede var.

Biz Çin'de Müslümanların hür olduğunu ve hiç zulüm görmediklerini iddia etmiyoruz. Ama anlatıldığı ve abartıldığı kadar zulmün olmadığını iddia ediyoruz. Doğu Türkistan dışında kalan Çin topraklarında da on milyonlarca Müslüman yaşıyor. Bunların hiçbirine kurşun sıkılmıyor, cop vurulmuyor, zorla oruçları bozulmuyor. Mallarına ve ırzlarına tecavüz edilmiyor.

Doğu Türkistan ise sürekli sıkıntılarla gündeme geliyor mu? Evet geliyor. Sorunlar oluyor mu? Evet oluyor. Yıllardır biz bunları yayınlarla duyurmaya da çalıştık mı? Evet, gücümüz yettiğince duyurduk. Ama şu anda başka bir plan uygulanıyor Siyonistler tarafından... Şu anda oralar adeta süt liman ama sanki yıkılıp kan gölüne dönmüş gibi bir hava estiriliyor. Vurulan yok. Öldürülen yok. Yakılan yok. Evi başına yıkılan yok. Estirilen bu yalan yanlış rüzgarlar da hem iç düşmanlarımıza ve vatana ihanet halindeki İslamcılara hem de onları oynatan ABD'li ve de İsrail'li ya da Avrupalı Yahudilere-siyonistlere yarıyor.

ABD'nin ve İsrail'in kendi kurup yönetttiği el Kaide, el Nusra, IŞİD, Boko Haram ve türevi sözde İslami terör örgütlerini bir an evvel Çin ve Rusya'ya uzandırma-yayma gayreti var. Bunu bütün dünya biliyor. Bütün dünya basınında buna dair yazılar ve ispatlar yayınlanıyor. Bizim gibi ilan edilmemiş Amerikan sömürgesi bir ülkede bunlar rahat rahat yazılamıyor, dillendirilemiyor. Haliyle bir kültür şoku, bir medya şoku yaşıyoruz. Dünyaya batı gözü ile bakan ülkelerin sayısı giderek azalıyor. Dün 3. dünya ülkesi denilen ülkeler bile batı ülkelerine direnip Rus-Çin cephesine geçiyorlar. Geçen her gün ve her dakika batının ve İsrail'in aleyhine işliyor. Bu kadar yolsuzluk ispatları ile meydana çıktığı halde AKP devrilmedi ise bu bile, sırf AKP bu büyük savaş için tasarlandığından, Türkiye'yi bu savaşta her ne pahasına olursa olsun batı-israil cephesinde tutması istendiğinden. Hatırlayacaksınız 17 Aralık operasyonu yapıldığında herkes "AKP bitti. Erdoğan bitti" derken ben kendimden emin şekilde "Armagedon yani 3. dünya savaşı bitmeden AKP ve Erdoğan bitmez. Hiçbir şey olmayacak. Sadece AKP'ye ayar çekiyorlar. Vurgun vurmaktan, Suriye ve İranı vuramayan bir AKPye çok kızıyorlar. Bu ayar çekme işinde, diğer bir kuklaları olan cemaati kullanıyorlar" demiştim. Aylarca hatalı çıkmamı bekleyip fırsat kollayanalar oldu. Hala bekliyorlar.

Yeni bir dünya kuruluyor. Suriye meselesi, Ukrayna meselesi, Ortadoğu sorunu, Kürt sorunu, Kırım sorunu dahil onlarca mesele bize "Siyonistlerin istediği gibi" yalan dolanla anlatılıyor. İstedikleri zaman yalan dolanla bizleri dolmuşa bindiriyorlar. Ya da gündemimizi değiştiriyorlar. Dikkatimizi olmadık şeylere kaydırıyorlar. Burnumuzun dibindeki Kerkük Türkmenleri yıllardır acı acı feryat ediyorlar, kimse oralı değil ama biz ta Doğu Türkistan'a odaklandırılıyoruz. Gözümüzün önünde vatanımız elimizden alınıp Büyük İsrail'e giden süreçte geçici ve peyk bir Kürdistan kuruluyor ama biz nelerle meşgul ediliyoruz. Siyasi sistem çöktü, hükümet kurulamıyor, bir erken seçim olsa da hiçbir şey yoluna girmeyecek, ama biz sanal gündemlerle meşgulüz.

Altı yıldır buralardayız, ne yazdıysak haklı çıktık. Artık dikkate alınma vaktimiz gelmedi mi?


****



Türk bir İşadamı Uygur Türküne soruyor: Zulüm var mı?

Takipçimiz Birol Daban bey, Doğu Türkistan'ın başşehri Urumçi'deki ofisinde çalışan Uygur Türküne soruyor, Türkiye'de dolaşan haberlerin gerçek olup olmadığını ve "İyiyiz bir sıkıntı yok" cevabını alıyor.


video


Ayrıca bir de şu yeni çekilmiş fotoğraflara bakın. Bu fotoğraflar da Doğu Türkistan Urumçi'de çekilmiş fotoğraflar:

Bu mu zulüm?

Burası Doğu Türkistan'ın başkenti Urumçi?

Nerede Çin polisleri ya da askerleri? Nerede yerde kanlar içindeki Uygur Türkleri? Nerede zorla yemek yedirilen ya da su içirilen oruçlu Müslümanlar? Nerede anlatılanların gerçek olduğunu gösterir bir manzara?

Hani Çin'in "İspat edin" çağrısına Türk Dışişlerinden bir cevap?

Amerikan ve Siyonist uşaklığında seviye atlamış İslamcı alçaklar, rezil olmaya, sefil olmaya, perişan olmaya mahkumlar! Bunlar Müslüman değiller ve insan da değiller.













****



KİM BU RABİA KADİR?


O DA AMERİKA'NIN VE SİYONİSTLERİN SAFINDA: Rabia Kadir

Rebia Kadeer 1951 doğumlu. 1999 yılında Çin Halk Cumhuriyetini ziyarete gelen ABD Kongre üyeleriyle buluşmaya giderken göz altına alındı. 2001 yılında devlete karşı cürüm işlemekten hüküm giydi. 2005 yılında cezası daha bitmeden, zamanın ABD Dışişleri Bakanı Condellissa Rice’nin gayretiyle serbest bırakıldı. Başkan Bush’la görüştü. Bush, bir konuşmasında kendisinden övgüyle söz etti.



Kadeer Dolar milyoneri. Servetini Çinde 10 yıl içinde yapmış. Çin, Srilanka ve ABD’de yayın yapan çeşitli haber portallarında servetini vergi kaçakçılığı ve sahtekarlıktan yaptığı yazılı. Behiç Çelik’de Bill Gates’in Kadeer’in elinden Microsoftla iş yapmasını sağladığını; Kadeer’in bu yolla zengin olduğunu yazdı.



Rebia Kadeer Uygurları kışkırtarak ayaklandırmakla suçlanıyor. Bazı portallarda yer alan habere göre, kardeşiyle olaylardan kısa süre önce yaptığı telefon görüşmesi dinlendi. Haber portallarına göre olay günü görüştüğü kardeşine Kadeer; “şimdiye kadar pek çok şey oldu. Bu akşam büyük şeyler olacak.” dedi.



Rebia Kadeer, Dünya Uygur Kurultayı’nın ve Uygur Amerikan Derneğinin başkanıdır.



Dünya Uygur Kurultayı



Dünya Uygur Kurultayı, dünyanın pek çok yerinde kurulmuş Uygur dernek ve vakıflarını bir araya getiren bir kuruluştur. Dünya Uygur Kurultayının Türkiye’deki üye kuruluşları şunlardır:



İstanbul’daki Doğu Türkistan vakfı, başkanı Mehmet Rıza Bekin (Dünya Uygur Kurultayı Onursal Başkanı);



İstanbul’da bulunan Doğu Türkistan Dayanışma Derneği, başkanı M. Seyit Tarancı;



Kayseri’de bulunan Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği, başkanı Ebubekir Türksoy.



Dünya Uygur Kurutlayı NED (National Endowment for Democracy) den yılda 215 bin Dolar almaktadır.



NED, Reagan’ın direktifiyle Demokrat Parti tarafından kurulan, ABD Kongresi ve savunma bakanlığı ile iç içe olan bir sivil toplum kuruluşudur. Ukrayna’da turuncu devrimin, Gürcistan’da Saakaşvili’nin iktidarını sağlayan gül devriminin ve daha pek çok renkli ve yumuşak devrimin hazırlayıcısıdır. Dünya ülkelerinde kurdurduğu sivil toplum kuruluşları aracılığıyla faaliyetlerini yürütür. Bu kuruluşlara ve üyelerine, işine yaradıkları sürece para dağıtır.



NED’le ilgili daha fazla bilgiyi Mustafa Yıldırım’ın “Sivil Örümceğin Ağı” kitabında bulabilirsiniz.

UAA Uygur Amerikan Derneği

Fazla söze gerek yok. Neler yaptıklarını kendi web sitelerinde anlatıyorlar:

Uygur Amerikan Derneği’nin 2004 yılında yapılan kongresine, NED Başkanı Carl Greesman’ın da katıldığını, Dünya Uygur Kurultayı (dönem) Başkanı Erkin Alptekin, Başkan Yardımcısı Mehmet Tohti, Alim Seydoff, Türkiye’den Seyit Tümtürk ve Nuri Türkel’in: NED’in Uygur Amerikan Derneğine açıktan 75 bin Dolar vermesi dolayısıyla Greesman’a teşekkür ettiklerini Gökbayrak Degisinin web sitesinden öğreniyoruz. Ayrıca web sitesinden, “İhtiyaç sahibi” Uygurlara adam başı 1500 Dolar verildiğini de öğreniyoruz. İhtiyaç sahiplerinin, ayaklanmayı başlatanlar olduğunu tahmin etmek güç değil.

Uygur Amerikan Derneği de Dünya Uygur Kurultayı gibi, NED’den her yıl 215 bin Dolar alıyor.

(...)

Sonuç

ABD’nin Obama’nın Başkan oluşuyla birlikte hedeflerini büyüttüğü anlaşılıyor. Afganistan’da işgali genişleterek Sincan Uygur Özerk Bölgesine de komşu olacak. Sürgündeki hükümetin, ABD başkanından kendilerine Afganistan sınırları içinde toprak verilmesini istediğini de biliyoruz. Bu bile diyasporanın “Her işin başı ABD” dediğinin göstergesidir. Afganistan’ın toprak bütünlüğüne saygılarının olmamasının ayıbı da namuslu insanların taşıyamayacağı bir yüktür.

Çin ekonomisine zarar vermek için Sincan en uygun bölgedir. Bunun iki nedeni var. Birincisi, Türkmenistan’dan Çin’e petrol ve doğal gaz taşıyan boru hattı Sincan’dan geçiyor. İkincisi de, Çin’in petrol ve doğalgaz rezervlerinin yüzde 30’u Sincan bölgesinde. CIA raporunda rezerv miktarı 21 milyon ton olarak saptanmış.

ABD’de ve dünyanın çeşitli ülkelerinde NED’den ve daha bilmediğimiz pek çok kuruluştan aldıkları parayla rahat politika yapan Uygur diyasporası, kendi soydaşlarını ABD çıkarları için ateşe atmaktan, kırdırmaktan çekinmiyor.

Uygur Türkü kardeşlerimizi, Çine karşı ABD’nin kılıcı haline getirirken gözlerini bile kırpmıyorlar.

Afganistan halkına ve toprak bütünlüğüne saygı göstermemeleri de Amerikancılığın bir gereği olsa gerek.

Ender ERDEMİL


***




BU FOTOĞRAFIN KATLİAMLA VE ZULÜMLE BİR ALAKASI YOK!

Karşıdan karşıya geçerken araba çarpan ve olay yerinde can veren bir anneye ve sağ sağlim kurtulan çocuğuna dair bir fotoğraf bu...

Dünyanın çok çeşitli ülkelerinde ve dillerinde haber olmuş. Türkçe, Arapça ve Farsça gibi dillerde haber yapılırken "Çin zulmü" diye servis edilmiş ve son bir kaç gündür yine bu şekilde ısıtılıp ısıtılıp servis ediliyor. 

Olay yeri ise Myanmar ya da Burma olarak geçiyor. Arapça pek çok sitede de gerçek şekli ile haber yapılmış ve "kaza" denilmiş. Zaten etraftaki insanların duruşlarına ve yerde cansız yatan kadına bir bakın, o an orada katliam yapılmış gibi bir hal var mı?

Ayrıca, Türkiye'de çok güçlü olan CIA ve MOSSAD'ın "Çin işkencesi ve katliamı" diyerek sosyal medyada dolaşıma sunduğu, İslamcı samimiyetsizlerin hemen sahiplendiği yüzlerce hatta binlerce fotoğrafın Çin ile, Myanmar ile, Arakan ile, Katliam ile alakası yok. Bir petrol tankerinde patlama neticesinde kömür karası olan yüzlerce gayri müslim kişinin bir araya getirilmiş ve kimlik tespiti yapılırken çekilmiş cesetleri bile "Müslümanları diri diri yaktılar." denilerek servis ediliyor. Ya da inançları gereği ölülerini yakan bozuk itikatlı rahiplerin cenaze yakma merasimleri de "Müslümanları diri diri yakıyorlar" diye servis ediliyor. 

Bütün hesap, yeni bir dünyanın kurulduğu şu günlerde, batıp çöken batının yerine yeni güç dengelerinin kurulduğu şu günlerde, Türkiye başta olmak üzere bütün Müslüman milletlerin, islam bölgelerinin yeni lider ülkelere yanaşmasına mani olmak. Batı-İsrail ittifakının "Demokrasi ve insan hakları götürüyoruz" şeklindeki yalanlarla işgal etmek istediği toprakları işgaline psikolojik zemin hazırlamak. Silah gücü ile işgal edilemeyen bölgelerde, sözde demokratik halk hareketleri, özde CIA ve MOSSAD'ın finanse edip örgütlediği isyancı ve terörist ayaklanmalar ile hedef devletin rejiminin ve yönetici kadrosunun değiştirilmesi, sınırlarının değiştirilmesi planları var. Kendi kurup kontrol ettikleri el Kaide, el Nusra, IŞİD, Boko Haram gibi örgütleri dünyanın diğer bölgelerine de yayma gayreti var. Bir an evvel Çin ve Rusya'da IŞİD sorunu oluşturmak istiyorlar. Müslümanlar bu oyunlara kanmamalı. 

Bunun adı bir zihin kontrolüdür. Gerçekler görülemesin diye, dur durak bilmeden yalan haber üreterek zihinleri dumura uğratmaktır.

Ayrıca bakın, Türkiye'de siyasi sistem çöktü. Milletin seçime ve oy kullanmaya bakışı temelden değişti. Bir hükümet bile kurulamıyor. Bir erken seçim de kaçınılmaz. PKK bu seçimde yüzlerce millet vekilİ soktu meclise. Bunların büyük çoğunluğu AKP saflarından girdiler. Bölünme ha başladı, ha başlayacak. Başımızda türlü türlü sıkıntı var ama dikkatlerimiz hep başka yerlere çekiliyor. Oyun içinde oyunlar kuruluyor. 

Bakın bu anne ve çocuk fotoğrafı Türkiye'de servis edilirken, fotonun sol alt kısmındaki linkin üzeri siyah şerit ile kapatılmış. Kapatılan yerde https://www.facebook.com/CorruptPoliticians yazıyor. 

Bu face sayfasında ilgili resmi de buldum. 30 Haziran 2012'de paylaşılmış ve paylaşımın altında "Son zamanlarda gördüğüm en üzücü resim. Zavallı bebek annesini kaybetti." yazıyor. Başka da bir yazı ya da iddia yok. Katliam, soykırım, çin, Rusya, canilik, diri diri yakıyorlar v.s. hiçbir iddia yok. 

Gözünüzü açın! Dikkat edin! Uyanık olun! Başka Türkiye yok!

İşte o link: https://goo.gl/tzI6qp



****




ÇİN'DEN CEVAP GELDİ: İSPAT EDİP DOĞRULAYIN!


Çin'den Türkiye'ye 'Doğu Türkistan' yanıtı

Doğu Türkistan olarak bilinen Şincan Uygur Özerk Bölgesi'nde son günlerde ortaya atılan iddialara yönelik Çin'den açıklama geldi.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Şincan Uygur Özerk Bölgesi'ne yönelik son günlerde ortaya atılan iddialara yönelik açıklama yapmış, "toprak bütünlüğüne, istikrarına, huzur ve güvenliğine önem atfettiğimiz Çin Halk Cumhuriyeti'nden (ÇHC) gelen bahse konu haberlerden duyduğumuz derin kaygı Çin Halk Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisine de iletilmiştir" ifadesini kullanmıştı.

Bu gelişme üzerine bugün Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan bir açıklama yapıldı. New York Times'ın haberine göre, Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Çunying, günlük basın toplantısında yaptığı açıklamada, Türkiye ile iyi ilişkilere sahip olmak istediklerini belirtti.

Hua, "Halihazırda Türkiye'nin bu haberleri DOĞRULAMASINI istedik ve Türk Dışişleri Bakanlığı'nın yaptığı açıklamaya ilişkin endişemizi ilettik" dedi.

Hua, "Şunun bilinmesi lazım ki; Şincan halkının tamamı, kendilerine Çin anayasasınca tanınan dini inanç özgürlüklerinden faydalanıyor... Tabii ki Türk tarafının Çin'le orta noktada buluşacağını ve ilişkilerin düzelmesini sağlayacağını umut ediyoruz" diye konuştu.



***



ÇOCUKLARI İLE BİRLİKTE ASILAN BU KADIN PAYLAŞIMI DA YALAN!



 Solda gördüğünüz üzücü fotoğraf da, Doğu Türkistan sorununu istismar eden İslamcılar ve onları oynatan CIA-MOSSAD tarafından kullanıldı. Oysa bu olayın ve görselin de Doğu Türkistan ile uzaktan yakından bir alakası yok. 


Karar verin bu canilik Çin'de mi, Arakan'da mı, Suriye'de mi yapıldı?

Aynı resim ısıtılıp ısıtılıp "işlerine geldiği amaçla" kullanılıp duruyor. Yıllardır başka başka iddialar ile paylaşılan bu resim, son birkaç gündür "Çin zulmü" diye paylaşılıyor.

Aynı resim, aynı zulüm, işlerine gelince "Çin zulmü", işlerine gelince "Katil Esed'in zulmü", işlerine gelince de "Arakan'da Budist zulmü" oluyor.

İyi ama bu resim gerçekte nerede çekildi, bu anne ve evladı kim, bu zulmü yapan kim, yapma sebebi ne?
İtalyanca ve Lehçe yazılmış sitelerde bu resim "Suriye'de Hristiyan bir aile, İslamcılar tarafından öldürüldü." şeklinde dolaşmış.

Arapça ve Türkçe yazılmış sitelerde ve sosyal medya profillerinde bu resim "Arakan'da hunharca katledilen anne ve çocukları" şeklinde paylaşılmış. Bazı Arapça sitelerde de Burma'da yapılan katliam denilmiş.

Kesin olan iki gerçek var:

1- Bu fotoğrafın Çin ile ve Doğu Türkistan ile alakası yok.

2- Bu fotoğraftaki anne ve çocukların kim olduğu ve kimler tarafından ne maksatla öldürüldükleri bilinmiyor.
Mehmet Fahri Sertkaya

Yurt dışı sitelerde ve bloglarda bu fotoğraf yıllar önce, "Suriye'deki muhalifler Hristiyan aileyi katletti" denilerek paylaşılmış.

****

Çin mallarını boykot etmeniz ancak Haçlı Seferini ve Büyük İsrail Projesini ve bu projeyi BOP kılıfı ile gizleyenlerin ellerini güçlendirir ve Türkiye'nin sonunu hızlandırır.

Rusya ve Çin dik durdukça Batılılar Ortadoğuda 22 ülkeyi birden işgal edemeyecekler ve tamamen batılıların oyunlarına geliyorsunuz. Çin'de de Rusya'da da güzel güzel oruç tutan kimseye karışan yok. Çin de Rusya da, el kaide ve IŞİD kafasındaki sözde İslami terör örgütlenmeleri ile mücadele ediyorlar. Bir de Siyonistlerin batılı devletler üzerinden Uygur Türklerini kullanmalarına karşı mücadele ediyorlar.




Mehmet Fahri Sertkaya

****






İŞTE BU DA GERÇEK DEĞİL!


 Sincan'da suç üstü yakalanan bir hırsız, bıçaklı bir arbedeye girişerek yaralanıyor. Ölümcül bir darbe almıyor ama kan kaybı yaşıyor. AIDS'li olduğu öğrenilince kimsenin ona dokunmasına izin verilmiyor. Güvenlik görevlisi hemen cankurtaran-Ambulans çağırarak başında bekliyor. Cankurtaran, bulaşıcı hastalıklara bakan özel bir hastahaneden geldiği için gecikiyor. Hırsız yine de ölmüyor ve hastahaneye kaldırılıyor. Hadise 2009 yılında yaşanıyor. Pek çok internet sitesinde, fotoğraları ile birlikte yer buluyor.

2015 yılında koca Türkiye'de milyonlarca kişiden biri bile araştırma gereği duymadan bu olayı "Çin Doğu Türkistan'da katliam yapıyor" başlığı ile paylaşıyor. Haçlı seferi yaptıklarını ağızları ile itiraf eden Evanjelist ABD'lilere ve bilumum Siyonistlere hizmet etmiş oluyorlar. Çünkü hiç gereği yok iken Müslüman milletleri Çin ve Rusya'nın başını çektiği Şangay Birliğinden uzaklaştırıyorlar ve kaybedeceği kesin olan batı cephesinin kucağına atıyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Asıl kaynaklarında bu olayın gerçek yüzü konu ediliyor. Bu yerde yatan suçlu bir hırsız.

        

(Resimleri büyütmek için üzerlerine tıklayınız!)


****



BU DA GERÇEK DEĞİL











 Bu gerçek bir fotoğraf da değil. Gerçeğe çok yakın olarak yapılmış bir çizim. Bu bir tablo...

Bu resmi çizip mücadelelerinde kullananlar da Müslümanlar değil, Çin'de Komünistlerden şiddetli zulüm gördüklerini iddia edip bunu dünyaya duyurmak isteyen FALUN GONG AKIMI mensupları...

2011 yılında bu çizimi sık sık sitelerinde ve bloglarında kullanmışlar.

Falun Gong, Falun Dafa ya da sadece Dafa olarak da adlandırılır. Kendi ifadeleri ile "Evrenin karakteristiği olan doğruluk, merhamet ve hoşgörü ilkelerinin rehberliğinde zihinsel ve bedensel gelişimi sağlayan yüksek düzeyde bir uygulama."dır Falun Gong...









****




GERÇEK DEĞİL VE BİR GÖSTERİDE ÇEKİLMİŞ


2004 yılında Chicago Federal Plaza'da bir gösteri sırasında çekilmiş bir resim, Doğu Türkistan'daki Çin zulmü diye servis ediliyor. Dikkat edin! Bu tarz resimlerin yüzde doksan küsuru gerçek değil. İddia edilen olaylar ve haberleştirilen iddialar da gerçek değil.








****









****



BU DA KOCAMAN BİR YALAN






Bu resimde görülen ve derisi yüzülen kişi ölü bir kişi ve Uygur Türkü de Müslüman da değil.



Tibet bölgesinde ölülerini akbabalara yem eden bir anlayışa sahip kişilerin cenaze merasimi sırasında çekilmiş bir resim bu...




Çoluk çocuktan uzak tutarak şu adresten detayları görebilirsiniz: http://goo.gl/wQNYe6

Bu kişilerin bu şekildeki cenaze merasimleri son üç beş yıldır bütün dünyadan tepki alıyor ve bu hususta yapılmış binlerce yayını nette kolaylıkla bulabilirsiniz.









İlgili web sitesi yoğun ziyaretçi trafiği nedeni ile sunucu hataları veriyor. Biz de ekran görüntüsünü videoya kayıt ettik. Bu videodan sitenin ilgili sayfasını izleyebilirsiniz. 




video





****



İYİ DE NEDEN ÇİN'DEN MÜLTECİLER GELİYOR?



"Çin'in soykırım ve katliam yaptığına dair fotoğraflar ve haberler yalan. Tamam. İspat ettiniz ama Çin zulmünden Türkiye'ye sığınanlar var. Getirilen 170 kişi var. Buna ne diyeceksiniz?" mealinde çok soru geliyor.



Cevaben diyoruz ki:



IŞİD tamamen Siyonizmin kontrolünde ve ortadoğunun tamamen yahudilerin eline geçmesine mani olan Rusya ile Çin'e de IŞİD yayılsın isteniyor. Bu iki ülke de içten karışsın isteniyor. Suriye sorunu da aynı bu şekilde başlatıldı. İlk yayınlanan Binlerce haber yalandı. Evet binlerce haber yalandı. Suriye'den mülteci görünümü ile gelenlerin tamamı da anlaşma ile, vatandaşlık vaadi, aylık maaş, iş eğitimi, Avrupa'ya gönderilme gibi vaatlerle getirildiler. "Biz mülteci değiliz. Bize mülteci muamelesi yapmayın. Biz Erdoğan'ın misafirleriyiz. Erdoğan bize söz verdi. Erdoğan'ı istiyoruz. O gelecek buraya." diye bağırıp  eylem yapıp duruyorlardı. Suriye'liler için Gazi Antep'te prefabrik kent kurulmaya başlandığında ve bunu iki ABD'li Yahudi senatör organize ettiğinde, Suriyede çatapat bile patlamıyordu.



Daha sonraki süreçte hatlar gerçekten karışınca, katliamlar olup gerçekten mülteci düşenler Türkiye'ye gelince, bunlara kameralar uzatıp da soranlar beklemedikleri cevapları aldılar. Sünni Suriyeli mülteciler bile "Biz Esad'dan değil savaştan, katliamdan ve muhaliflerden kaçtık geldik. Esad önceden de bize zulüm etmedi. Şimdi de etmedi." dediler. Yıllardır bunların video görüntülerini bile paylaştık.



Köprüden önce son çıkıştasınız. Çin ve Rusya planları bozmasa idi ve Suriye düşse idi hemen ardından İran ve Türkiye karıştırılacaktı. Güneydoğu topraklarımız Büyük İsrail devleti idealinin sınırları içinde kalmıyor mu?






****




ÇOK FENA AFALLADILAR.

Selefi, Vehhabi, modernist, mezhepsiz, aklını beğenmiş, İslam'ı parti ya da siyasi ideoloji zan etmiş İslamcılar, çok fena afalladılar.

Şunca ispat karşısında, koca ülkenin hatta ümmetin ne kadar basit aldatılabildiği ve kandırılabildiğini gözler önüne serdiğimiz şu Doğu Türkistan oyunları karşısında, ne yapacaklarını şaşırdılar.


İnâdi bir şekilde kabullenmemek ve "Hayır zulüm var. Zulüm gerçek" propagandası yapmaya çalışıyorlar. Biliyorlar hemen ardından Suriye'ye dair binlerce yalanları da deşifre olacak ve asıl dertlerinin mide, makam, san, söhret, uçkur, para olduğu meydana çıkacak.

Dün ve bu gün birkaç satılık kalemşörleri bir kaç yazı karalamışlar. Hep içi boş bilindik mideden gelen samimiyetsiz, şovmence, talk showcu ayarında yazılar.

"Evet birkaç fotoğraf ve video sahte olabilir" diyorlar. Yuh diyoruz, hangi bir kaç foto ya da video? Görmüyorlar mı hepsi sahte? Fotoğraflar, videolar, haberler, hepsi sahte...

Görmüyorlar mı Dışişleri bakanlığımız bile rezil oldu. Kaç gündür Çin'in "Doğrulayın, ispatlayın" talebine olumlu olumsuz bir cevap yok? Yığın devlet gücünü de kullanarak ortaya olayları, şahısları, mazlumları, şehitleri, kafası kesilenleri, derisi yüzülenleri, kolları kesilenleri, ırzına geçilenleri? Bunlara mani olan kim ya da ne? Bizler de tek tek onları da araştıralım, bakalım kim haklı? Yoksa Doğu Türkistan gibi Türkiye'yi de mi işgal etti Çin? Bunlara da mı aşırı medya yasağı getirdi ve "tek kare fotoğrafın, bir kaç dakikalık videonun çıkmasına bile mani olabildiğini" mi iddia edecekler Türkiye için de? İnsan biraz utanır böyle atar tutarken diyeceğim ama bunlar insan değil...

Görmüyorlar mı Doğu Türkistan'da hatta Urumçi'de yaşayan Türkler bile ısrarla "Çıkan haberler maksatlı. Yalan" deyip duruyorlar?

Bu kadar ispattan sonra, bu kadar önemli bir konuda CIA ve MOSSAD'ın ve bunlara hizmet eden AKP'nin ve AKP'ye hizmet eden sözde İslami medyanın gerçek yüzü meydana çıktıktan sonra, gerçekleri inkar etmek ve bir de oynanan Siyonist oyunlarını her riski göze alarak bozan müslümanlara "Çin uşağı ve ajanı", "Komünist hayranı", "satılmış", "cahil" v.b iftiralar atmak, kalpteki iman ile çakışan hareketlerdir. İman, bu kadar alçalmaya, bu kadar düşmeye, bu kadar bu derece gavura hizmet etmeye izin vermez. Bu derece çirkin karşılıklar, İslamcıların(müslümanların değil), içlerinde yüzde doksan küsur oranında münafık barındırdıklarının ayrıca bir somut örneğidir.

Yeni şoklara hazır olsunlar, AKP vesilesi ile bu milleti kandırıp CIA'ya, MOSSAD'a, Evanjelizme, Siyonizme, Batı ülkelerine hizmet edip vatan satanlar, bu vatanın adil yargısının önüne çıkacaklar. Tahmin ediyorum ki o arada idam cezası da tekrar yürülüğe konulacak..


****



Hiç hoş olmadı.

Doğu Türkistan Vakfı'nın yaptığı açıklamada katliama dair açık bir beyanda bulunulmamaktadır. 

"Şurada şu tarihte katliam oldu. Şu kadar kişi şu şekilde can verdi. İşte bütün bunları delilleri" gibi bir ifade, o uzun yazı boyunca hiç geçmemekte olup, üstüne bir de gayet üzücüdür ki SAMİMİYETSİZ BİR ÜSLUP ile, bu kadar gerçek ispatları ile meydana çıkartıldığı halde, "Evet birkaç fotoğraf ve video sahte çıkmış olabilir" gibi gerçek dışı ve aldatıcı beyanlar ile içinde bulunulan halin gizlenilmeye çalışılması, "Acaba sadece Rabia Kadir değil de, çok sayıda CIA casusu mu var Doğu Türkistan davasının içinde?" şeklinde sorular sorulmasını gerektirmiştir. 

Bir yerde zulüm varsa vardır, yoksa yoktur. Varsa görüntüler, şahitler, ispatlar meydana serilir ve mevzu kapanır. Ama olmayan bir yerde hem "Var" denilir hem ısrar edilir hem de ispat edilemezse hem bir de üstüne üstlük gerçekleri ispatları ile meydana çıkarıp CIA planlarını bozmaya çalışan Müslümanlara insafsızca ve kardeşlik hukukunun da dışına çıkarak ve hatta alçakça iftiralar atılırsa, hakaretler edilirse, orada bir durup düşünmek lazım. Bunun neresi Müslümanlık, bunun neresi Türklüktür, bunun neresi dava adamlığıdır ve bu aslında neyin mücadelesidir diye...

Hiç şüphe etmiyoruz ki Türkiye'deki İslamcı akımın için tıka basa münafık ve yiyici samimiyetsizlerle dolu olduğu gibi, Doğu Türkistan mücadelesi verenlerin içi de münafık, yiyici ve CIA casusu dolu. 

Akademi bundan sonraki süreçte de, bu gibilerin maskesini indirmeye ve onlarca yıl bir arpa boyu yol alamamalarının asıl sebeplerini gözler önüne sermeye, pusu bozmaya, gündem belirlemeye, gerçekleri gözler önüne sermeye devam edecek. 

#mfs

NOT: Sansürsüz bir Akademi için Google'ın sosyal ağını tercih edin: www.google.com/+akademidergisi


****


BİR SONUÇ VE DEĞERLENDİRME NOTU:


Siz şimdi, hep beraber Doğu Türkistan için gayrete geldiniz ya, biz sizin çok yakın geçmişte hep beraber Rabiacı olduğunuz günleri de, profillerinizi, kapak resimlerinizi ve Facebook'un her yerini Rabia ile Esma ile, Mursi ile İhvan ile doldurduğunuz günleri de biliriz.



O zamanlarda da dimdik duruyor ve "Oyun oynanıyor. Sıkıya gelince İhvan-Mursi hiç kimseyi bırakmayıp kullanıp atacaklar. Zaten Mursi'de ABD'nin adamı, İhvan da CIA kontrolünde." diyorduk. Öyle de oldu. Kullanılıp atıldılar. Sizler de attınız...





Sözde ölümüne yanlarındaydınız. Şimdi hiçbir şey olmamış gibi yolunuza bakıyorsunuz. Şimdi diyoruz ki "Doğu Türkistan'ı ABD ve Siyonizm kaşıyıp duruyor. Çin'de on milyonlarca insan ciddi derecede bir zulüm görmeden yaşayabiliyor. Mesele Batının ve siyonistlerin Çin'i içinden kaşımak istemesi. Rabia Kadir de başta gelen Siyonist uşağı... Yarın onları da kullanıp sıkıyı görünce atıp bırakacaklar. Siz de hiçbir şey olmamış gibi yolunuza devam edeceksiniz. Seksen milyon insan samimiyetle gayrete gelse, hatta şu facebook'ta görüntü verenlerin yarısı samimi olsa, bir kaç güne kadar Doğu Türkistan için bir orta yol bulunur. Kırk milyon samimi insanın karşısında kendi devleti de Çin devleti de duramaz. Sizin Doğu Türkistan hassasiyetiniz de Rabia hassasiyetinizden farklı ise, biz de merkebiz..."



#MehmetFahriSertkaya





BU YAZ 3. DÜNYA SAVAŞI



İtalyan Beş Yıldız Hareketi’nin Parlamento sözcüsü Manlio di Stefano, hareketin kurucusu Grillo’nun blogunda yayınlanan yazısında bir yeni dünya savaşının sanılanın aksine ne kadar dayakın olduğunu gözler önüne seriyor.



“Ortadoğu ve Doğu Avrupa’daki son gelişmeler göz önüne alındığında, büyük ihtimalle bu yaz dünyada savaş patlak verecek. Muhtemelen bu yaz savaşa gireceğiz, ve şansımız varsa, bu bir nükleer savaş olmaz.” 



Bu değerlendirmeyi bir NATO yüksek görevlisi, Amerikan istihbarat servisi uzmanı olan John Schindler’e yaptı.



****



İran'ın nüfusunun yüzde altmışının da Türk olduğunu ekleyin bu tabloya...

****


"Doğu Türkistan'da zulüm gerçekten yokmuş ve aldatıldık ama bunun suçlularının arasına AKP'Yİ NEDEN KARIŞTIRIYORSUNUZ?" diyenler için paylaşıyoruz.
Ve ekliyoruz:
Doğu Türkistan yalanları en başından beri maksatlı olarak kurgulandı. Türk milleti en başından beri bilerek ve istenerek kandırıldı. Bu algı saptırma operasyonunu yine İslamcıları ve içimizdeki İsrail'i kullanarak CIA-MOSSAD yaptı.
ÇİN VE RUSYA'YA DA IŞİD YAYILSIN İSTENİYOR.
Hala Çin'in "Katliam varsa ispat edip doğrulayın" çağrısına Dışişleri bakanlığımız cevap verememiş iken, gerçek olmayan sözde katliamlar için Erdoğan'ın Çin'e gitmesinin anlamı ve gereği nedir?
Erdoğan neyi hedeflemektedir?
Boşbakanlığı döneminde terör örgütü IŞİD'e yardım ve yataklık ettiğine dair çok sayıda resmi vesika bulunan ve yurtiçinden ya da dışından çok sayıda suçlamaya muhatap olan Erdoğan'ın, bir an evvel IŞİD'in yayılması ve güçlenmesi planları bulunan Doğu Türkistan bölgesi hakkında bu tarz yaklaşımı ve hareketleri de her T.C vatandaşının tepkisini çekmektedir.
Yine ne oluyor?
Suriye de aynen böyle karıştırılmıştı. Suriye'de çatapat bile patlamıyor iken Türkiye'deki siyasetçiler orada katliamların bitmek tükenmek bilmediğini iddia edip duruyorlardı. Binlerce haber, fotoğraf ve video yalan ve kurmaca idi. En nihayet el Cezire ve CNN international kanallarının çalışanları topluca istifa edip "Yeter artık her gün geçtiğimiz yüzlerce haber yalan. Bunu biliyoruz. Vicdani sıkıntı yaşıyoruz." demişlerdi.
Neticede Suriye'de MOSSAD'ın CIA üzerinden kurup kullandığı IŞİD'i pek çok bölgeye hakim oldu ve bütün yaşananlar batılılara ve siyonistlere yaradı.
Sünni ve ehli tarik diyarı Çeçenistan bile IŞİD'çi ve selefi-vehhabi doldu. Halkı müslüman pek çok ülkede IŞİD'i CIA ve MOSSAD yaydı. Bu güne kadar IŞİD İsrail'e bir tek el bombası bile atmadı.
Şimdi bütün Ortadoğu'nun IŞİD ve türevleri üzerinden ve CIA'nın organize ettiği renkli baharlar ile Siyonistlerin eline geçmesine mani olan hem Rusya'nın hem Çin'in iç sıkıntılara sürüklenmesine ve IŞİD'in bu iki ülkede de yayılmasının istenmesine Erdoğan bilerek ya da bilmeyerek hizmet etmemelidir.
Gerçek olmadığı açıkça meydanda olan sözde katliamlar için Çin'e gitmekten vazgeçmelidir. Bu planların bozulması için her T.C vatandaşı Doğu Türkistan yalanlarını anlatan yayınları paylaşıp duyurmalı ve kamuoyu oluşturmalıdır.
Ayrıca, Türkiye'de hükümet yok. Bir seçim daha kapıda. Yeni seçimden sonra da siyasi istikrar olmayacak. Siyasi sistem çökmüş durumda. Mecliste 300'e yakın PKK'lı var. Vatan ha bu gün ha yarın bölünecek. Burnumuzun dibindeki Suriye ve Irak Türkmenlerine yıllardır yardım bile edilmedi. Türkmenler Suriyeli mülteciler kadar ilgi görmedi. Sınırdan bile içeri alınmadı. Ama biz ta Çin'deki sözde zulmü durdurmaya mı gidiyoruz? Komik olunmasın.. Biraz ciddi olalım...


NOT: Bu yayınımız sık sık güncellenmeye devam edilecektir. Ara ara güncellemeleri kontrol etmenizi tavsiye ederiz. Faceook sosyal ağı bizi altı yıldır sansürlüyor. Sansürsüz bir Akademi için Google'ın sosyal ağını tercih edin: www.google.com/+akademidergisi






****





HÂLÂ BİR AÇIKLAMA YOK!

Dışişleri bakanlığımızın Çin'in "Doğrulayın, ispat edin" taleplerine karşı hala bir açıklaması olmadı. Olacak gibi de durmuyor.

Doğu Türkistan Vakfı'na sorulan "Son bir kaç ayda Doğu Türkisan'da katliam oldu mu? Oldu ise hangi tarihlerde ve tam olarak nerede oldu? Bu katliamlarda kaç kişi, ne şartlarda can verdi? Bunların isimleri, cisimleri, fotoğrafları, cep telefonundan bile olsa video kayıtları nerede?" şeklindeki sorulara dair cevabi bir açıklama gelmedi. Gelecek gibi de durmuyor.




****


Anadolu Ajansı da kabul etti. Çin aynen şöyle diyormuş:

"Aşırı dinci ideolojileri yayma suretiyle olağan dini faaliyetlere zarar vermek; yabancı kaynaklı radikal dini eğilimleri yurt içine taşımak suçtur."

Yani günlerdir anlattığımız gibi, ehli sünnet müslümanların dinine, itikadına, ibadetine karışan yok. Radikal dinci denilen el kaide, IŞİD ve türevi örgütlenmelere ve bunların bozuk inançlarına izin yok.




Kesin deliller ile ispat edebilirim ki Rusya'da Ehli Sünnet müslümanlarına yasak ya da zulüm olmadığı gibi devlet desteği bile var. Putin bu Sünni müslümanlara "Siz gerçekten insanlığın iyiliği için ve samimiyetle gayret ediyorsunuz. Kimseye maşa olmuyorsunuz. Terörle, katliamla ve batılı gizli servislerle bir işiniz yok." dedi ve bunların Kur'an Kursu ya da camiler açması için devlet arazilerini bile ücretsiz verdi.


NEREDEN NEREYE!


"Oruçları zorla bozulan Uygurlar" haberlerinden, 
"Diri diri yakılan Uygur Türkleri" haberlerinden,
"Katliama tabi tutulan Doğu Türkistanlılar" haberlerinden
"Derileri yüzülen Doğu Türkistanlı Müslümanlar" şeklindeki haberlerinden sonra,


Bakın nereye geldiler... Paşa paşa, sıka sıka geldiler... 
İşte buna, piyasada "Sert geri vites" deniliyor.

Şu kadarını aklınızda tutun, AKP ve AKP üzerinden oynanan bütün Siyonist tuzaklar yıkıldığında, dönemin Anadolu Ajansı yetkilileri bile binlerce yalan haber yapmaktan ve fiilen vatana ihanet etmekten suçlanıp yargılanacaklar.

Suriye'de hiçbir şey yok iken bin türlü yalan ile milletimizi kandıranların başında geliyordu Anadolu Ajansı ve adı Siyonizmin Ajansına çıkmıştı.

Medya oyunları ile Doğu Türkistan'ın da Siyonizmin kurup yönettiği IŞİD'in eline düşmesine, vehhabileştirilmesine, harici zihniyete dönüştürülmesine, Müslümanların terörist olarak gösterildiği oyunlara alet edilmesine, Büyük Ortadoğu Projesini bozan ülkelerin başında gelen Çin'in sürekli kaşınan iç yarasına dönüştürülmesine izin vermeyeceğiz. Dahası da var ki, Suriye meselesindeki on binlerce yalanı da afişe edeceğiz.





****


Körler memleketinde görmek kusurdur. Lakin körler memleketinde görenlerin, memleketin ekserisinin kör olduğunu ispat etmesi, sadece biraz zaman alır. Körler memleketinde bile gerçekler, sadece geçici bir süre için görmezden gelinebilir.

Bazen gören bir çift göz, görmek istemeyen on milyonlarca çift gözü çaresiz bırakabilir.

‪#‎mfs‬



****




ÜZÜCÜ DOĞU TÜRKİSTAN GERÇEKLERİ

UYGUR TÜRKÜ TERÖRİSTLER, IŞİD ve SÜREKLİ İSTİSMAR EDİLEN DOĞU TÜRKİSTAN

Çin'de;

- Mart 2014’te Kunming’te biri kadın 8 Uygur Türkü, tren istasyonunda bıçaklarla 35 kişiyi öldürdü, 141 kişiyi yaraladı. Tipik bir IŞİD teröristi gibi hareket eden Uygurların üzerinden Türkiye pasaportları çıktı. Tıpkı AKP sayesinde Suriye'ye Türkiye üzerinden geçişleri sağlanan ve Suriye'de sayısız sivili, kadını, çocuğu katleden yüzlerce Uygur Türkünün üzerlerinden çıktığı gibi...

- Nisan 2014’te Urumçi tren istasyonunda bıçak ve patlayıcılarla 3 kişi öldürüldü, 79 kişi yaralandı.

- Mayıs 2014’te Urumçi pazarında IŞİD'in sürekli yaptığı gibi bomba yüklü iki araç patlatıldı 31 kişi öldü, 90 kişi yaralandı.

CIA ve MOSSAD kendileri kurup yönettikleri IŞİD ve türevi sözde İslami terör örgütlerini, Rusya ve Çin'e de yaymak ve Büyük İsrail ve Yeni Dünya Düzeni hedeflerine mani olan bu iki ülkeyi içten karıştırmak için yine insanlık dışı yollar denedi.

Son dönemde Doğu Türkistan sorunu, CIA ve MOSSAD'ın elinde bir koz olarak kullanılmak isteniyor. Bölgedeki Müslüman Uygur Türkleri aldatılıyor ya da aralarındaki bazı düşük tipler, para için her şeyi yapabilecek tipler kullanılıyor. Bir an evvel IŞİD ve Selefi, Vehhabi, Harici zihniyeti Doğu Türkistan'da güçlensin isteniliyor. 

Artan şiddet olayları nedeniyle de Uygurların potansiyel terörist muamelesi gördüğü yeni bir süreç yaşanıyor. Oysa Çin'de yüz milyondan fazla Müslüman, hiçbir şiddete maruz kalmadan yaşayabiliyor. Çin devleti bunların namazına, orucuna, kurbanına, inançlarına asla karışmıyor. Son günlerde iletişime geçilen ve yıllardır Çin'de yaşamakta ve ticaret yapmakta olan yüzlerce Türkiyeli Türk de bu gerçeği doğruluyor.

Şiddet sarmalı IŞİD’e de kapı aralıyor. Irak ve Suriye’de IŞİD saflarında savaşan Uygurların sayısı 300’ün üzerinde. IŞİD'in göstermelik lideri, sözde Arap özde Yahudi ve MOSSAD casusu Ebu Bekir Bağdadi, Müslümanların haklarının ihlal edildiği 19 ülke arasında Doğu Türkistan’ı da saydığından beri Çin yönetimi daha da alarmda.

Devlet el Kaide ve türevi örgütleri önlemenin yolunu dini pratiklere müdahalede görüyor. Mesela Ekim 2014’te 18 yaş altında çocukların dini eğitim almaları yasaklandı. Zira verilen dini eğitim sırasında IŞİD'in istediği yanlış/bozuk İslami inançlar öğretilecek ve IŞİD hızla yayılacak endişesi hakim. Dünya Uygur Kongresi’ne göre Hotan, Kaşgar ve Aksu gibi illerde ailelerden çocuklarını kuran eğitimi aldırmama ve oruç tutturmama konusunda dair yazılı taahhüt alındı.

Yani batılıların ve Siyonistlerin Doğu Türkistan meselesini bir koz olarak kullanmaları ve bazı Uygurların bu oyuna gelmeleri, oradaki Müslümanlar ve Türklere hiç fayda sağlamadığı gibi ancak zarara sebep oluyor. Doğu Türkistan Türklerinin Çin yönetimi ile bir orta yol bulma imkanı olduğu halde, bu kapı sürekli kapalı tutuluyor. Bu da Siyonistlerin işine geliyor. 

Çinli yetkililer Uygurların dini kimliği ile değil terör ve aşırılıkçılıkla mücadele ettiklerini savunuyor. Bu çerçevede kadınlara ‘Burka yerine geleneksel renkli Uygur elbiselerini giyinin’ deniliyor. Geleneksel Uygur elbiseleri de tesettürün şartlarını yerine getiriyor. Bu gibi durumlarda sorunun çözümü bir gün bile sürmeyecek iken Doğu Türkistan davasının başına geçmiş Doğu Türkistanlı CIA casusları, çözümsüzlüğe ve ısrarla Çin ile karşı karşıya gelmeye yönelik taktik hareketler sergiliyor. 

Rusya'da olsun, Çin'de olsun, devleti yıkmaya çalışmayan, inancı ve ibadeti ile teröre varmayan hiçbir Müslümana müdahale edilmiyor, özgürlükleri kısıtlanmıyor, zulüm ve katliam ise hiç yapılmıyor. Zaten içinde bulunulan şartlarda Rusya'nın da Çin'in de Müslümanları karşısına alma lüksü de bulunmuyor. Acilen medya aldatmalarının önüne geçilmesi ve Doğu Türkistan davasının CIA-MOSSAD müdahalelerinden korunması gerekiyor. 

****


İŞİN İÇ YÜZÜ İYİCE MEYDANA ÇIKIYOR

Çİn konuştu: Türk diplomatlar, Uygurları IŞİD gibi örgütlere satıyor

Çin ile Türkiye arasındaki 'Uygur' gerilimi sürüyor. Çinli bir yetkili, Türk diplomatların Uygurlara Türk pasaportu verdiğini, daha sonra da IŞİD gibi örgütlere 'sattığını' iddia etti.

Çin Kamu Güvenliği Bakanlığı'na bağlı Suç Araştırma Departmanı Şefi Tong Bişan, Güneydoğu Asya'daki Türk diplomatların, aslında Çin vatandaşı olan Uygurlara Türk kimliği verdiğini, Türkiye'nin daha sonra bu Uygurları IrakŞam İslam Devleti (IŞİD) gibi örgütlere sattığını ileri sürdü.

Bişan, Türk kimliği verme işleminin özellikle Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'da yapıldığını söyledi.

Türkiye'ye gelen Uygurların, işsizlik gibi nedenlerle Doğu Türkistan İslami Hareketi türü örgütlere katıldığını söyleyen Bişan, özellikle gençlerin "beyninin yıkandığını" ve savaşa götürüldüğünü kaydetti.

Bişan, cihatçı grupların savaşçı başına 2 bin dolar verdiğini, bazılarının Irak'a bazılarının da Suriye'ye gönderildiğini belirtti. (13 Temmuz 2015 - Sputnik)
Blogger tarafından desteklenmektedir.